“Uluslararası Yeşil Girişimcilik ve Yenilikçi İstihdam Merkezi Projesi”

25.04.2019 11:04 Büyükçekmece Belediyesi kurulan bu merkez ile yeşil girişimcilere yönelik eğitim, danışmanlık ve destek hizmetleri sunuyor.

Büyükçekmece Belediyesi yeşil girişimcilik merkezi kurdu

Büyükçekmece Belediyesi “Uluslararası Yeşil Girişimcilik ve Yenilikçi İstihdam Merkezi Projesi” kapsamında belediye bünyesinde “Uluslararası Yeşil Girişimcilik ve İstihdam Merkezi” kurdu. 

Büyükçekmece Belediyesi kurulan bu merkez ile yeşil girişimcilere yönelik eğitim, danışmanlık ve destek hizmetleri sunuyor.

Yeşil alan projeleri konuşuldu

Her ay rutin olarak faaliyetler düzenleyen Uluslararası Yeşil Girişimcilik ve İstihdam Merkezi bu ay Büyükçekmece Belediyesi’nde “Yerel Yönetimlerde Sürdürebilirlik ve Ekolojik Tasarım Eğitimi”ni gerçekleştirdi.

Belediyede çalışan şehir plancısı, mimar, tasarımcı ve teknik personellerin katıldığı eğitimde yeşil alan konusunda hayata geçirilecek projeler hakkında konuşuldu.

Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’ü temsilen Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Kazancı ve Nuraydın Sak seminerde konuşmacı olan Harmonia Tasarım Ekibine teşekkür ederek çiçek ve plaket takdim etti.

Büyükçekmece Haberleri
Çekmecedenhaber


Seminere Dair Önemli Notlar

BİR İSTİHDAM POLİTİKASI OLARAK GİRİŞİMCİLİK
Abdulhalim ÇELİK
ÖZET
Küreselleşme sürecinde iletişim ve haberleşme olanakların artması, bürokrasinin azalması, devletin belirleyici rolünün etkiliğini kaybetmesi yeni aktörlerin ekonomide ortaya çıkmasına yol
açmıştır.Girişimcilik sanayi toplumundan beri devam eden bir faaliyet olduğu halde yeni ekonomideki kadar çekici olmamıştı.Ekonomideki şiddetli rekabet ve sermaye hareketliliği yenilik yapmayı zorunlu hale getirmiştir.Teknolojideki baş döndürücü gelişme yeniliklere esnek olan küçük sermayenin hareketlerinin alanını genişletmiştir.Teknolojinin ihraç merkezi ABD’de artan ekonomik sorunlar ve sosyal dışlama işgücü istihdamında hatırı sayılır payı olan KOBİ’ leri popüler hale getirmiş- tir.Sermayenin gelişen ülkelere kayması ve ABD’de yeni aktörlerin ekonomik ve sosyal sisteme artan katılımı girişimciye destekleri artırmıştır.Projelere finansman desteklerinin artması ve bürokrasinin azaltılması uygulamaları girişimcinin piyasaya katılımını cazip hale getirmiştir.1970’lerden sonra büyük ABD’de istihdamda KOBİ’lerin oranının arttığını görüyoruz.

ABD’deki gelişmeleri AB üyesi ülkelerin takip ettiği gözlenmektedir.Bu ülkelerde işsizlik
oranındaki artış sosyal maliyetlerin ağırlığının bütçeyi zorlaması girişimciliği yeni bir yöntem olarak
çözüm fırsatı olarak gündeme getirmiştir.Avrupa Sosyal Fonu ve Avrupa Yatırım Bankası üye
ülkelerdeki bölgeler arasında gelişmişlik farkını ortadan kaldırma ve aktif istihdam politikalarını ( İspanya ve Örnekleri gibi)desteklemek için projeleri finanse etmesi AB’nin işsizlikle mücadeledeki
yeni politikalarını ve yeni arayışları ortaya koyması bakımından önemlidir.
Nüfusun hızla arttığı buna karşılık yoksulluğu ve işsizliği önlemede devletin politika üretmedeki
sınırlı imkanları ve gelişmiş ülkelere giden işgücü önündeki sınırlamalar ve küresel aktörlerin sınır
tanımayan hareketliliği yoksul ve gelişen ülkelerin zengin ülkelere bağımlılığını artırmıştır. Uluslar
arası kuruluşlar yoksulluk,sosyal dışlama ve işsizliği önlemek için mikro kredi ve proje finansmanı
yöntemleriyle çözüm politikaları üretmeye başlamıştır.Dünya ekonomisinin bütünleşmesi ülkeleri
konjonktürel dalgalanmalar ve beklenmeyen krizlere karşı duyarlı hale getirmiştir.Küresel hareketlilik ve teknolojideki baş döndürücü gelişme hızı ve artan kullanımı hızlı ve beklenmeyen değişimlere ve geleceğin gittikçe belirsiz hale gelmesine yol açmaktadır.

Gelişen ülkelerde kredi ve sermaye piyasalarının gelişmemesi, bürokrasinin egemenliliği ve girişimci kültürün yerleşmemiş olması girişimciliğin önündeki en büyük engellerdir.Bu ülkelerde eğitimli
nüfusun oranı ve eğitim kalitesinin düşük olması, tarım ve toprak reformlarının gerçekleştirilememesi,
yanlış inançlar, fiziki emeğin ağırlığı buna karşın entelektüel sermayenin gelişmemiş olması ve beyin
göçü nüfusu bağımlı çalışmaya zorlamakta ve yoksulluğa itmektedir.
Küreselleşme süreci çalışma imkanlarını sınırlamakla beraber yeni fırsatlar da ortaya çıkarmaktadır.Bilgisayar ve internetin yaygınlaşması, küçüklerin teknolojiye yatkın olması ve finansman imkanlarının artması gelişen ülkelerde bu sorunlarını çözme fırsatını doğurmuştur.Doğu ve Güney Asya’daki ülkelerin hızlı gelişmesi, Orta ve Doğu Avrupa’daki ekonomilerin piyasa ekonomisine hızlı uyumu, Türkiye gibi dışa açılan ülkelerde girişimci sınıfın oluşması bunun göstergeleri arasındadır.

Büyük şirketlerde istihdam oranı düşerken KOBİ’ lerde artmıştır.

Girişimci sınıfının oluşması ve girişimci kültürünün yerleşmesi için artık ülkeler ve şehirler yarış halindedir.Üniversitelerde ve orta öğretimlerde girişimcilik dersleri okutulmakta, şirket kurmanın
önündeki bürokratik engeller kalkmaktadır.Ulusal ve uluslar arası kongre sempozyumlar
düzenlenmektedir.Girişimciliğe destek veren kuruluşların sayısı artmaktadır.

Yard.Doç. Dr., Kocaeli Üniversitesi Gebze MYO, İktisadi ve İdari Programlar Bölümü.

Girişimcilik bir istihdam politikası olmanın yanında zengin ve yoksul arasındaki gelir
eşitsizliğinin arttığı bir dünyada bir orta sınıf yaratma çabası olarak da görülebilir.Girişimci sınıfının
güçlenmesi gelir dağılımının eşitsizliğini azaltan bir yöntem olarak katılımcı demokrasi bilincinin
oluşması ve refah standartlarının yükselmesi bakımından önemlidir.
GİRİŞİMCİLİK KAVRAMI VE GİRİŞİMCİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ
Girişimcilik ve Girişimci İle İlgili Kavramlar

Girişimcilik Kavramı

Girişimcilik kavramını açıklayan çeşitli tanımlar kullanılmaktadır. Girişimcilik genel bir
tanımlama ile ifade edilecek olursa; iktisadi faaliyette bulunan bir ya da birden çok şubesi olan büyük kuruluş, inisiyatif ve enerji isteyen iktisadi faaliyet girişimi olarak değerlendirilmektedir.(Çavdar, 1972: 342)Schumpeter, girişimciliği mevcut yapıyı yıkan yenilik yapma ve dinamik bir süreç olarak tanımlamıştır.(Boettke ve Cayne, ty:5) Girişimcilik kavramı girişimcinin risk alma, fırsatları kovalama, hayata geçirme, ve yenilik yapma süreçlerinin tümünü kapsamaktadır.. (İraz, 2005:150)

Nihayet girişimciliği Bilgi toplumunda bir iş kurma fikri ile bireylerin ve kurumların çeşitli finansman
yöntemleriyle her türlü riski göze alarak hızla değişen piyasa şartlarında yeni iş sahaları ve istihdam
oluşturmaya yönelik bir faaliyet olarak tanımlayabiliriz.

Girişimci, klasik anlamda yüksek motivasyon sahibi, iş bitiren, risk alan, inisiyatif ve enerji
sahibi,işi için aldığı kararlarda sebat eden v.b. vasıflara sahip kişi olarak kabul edilmişti.(Boettke ve
Cayne:18)Bu vasıflara göre girişimci bir işin sorumluluğunu, örgütün yönetimini, ve faaliyetlerinden
doğan rizikosunu üzerine alan kimsedir.(Çavdar,1972 :336) Girişimci, 20.yüzyılda girişimcilik
teorisine göre risk alarak yenilik yapan, fırsatları gözleyen, ve onları bulduğunda her tür riski
gözeterek gerçekleştirmeye çalışandır.(TUSİAD, 2002: 33), Bir başka tanımda Drucker, girişimciyi
kaynakları düşük verimli üretim alanlarından verimli alanlara aktaran ve orada tutmayı başarabilen
kişilik olarak ifade etmektedir.(Yeniçeri ve İnce,2005:442)Girişimciyi bilgi toplumu kavramları içinde
misyon ve vizyon sahibi liderlik vasıflarını ve sezgi gücünü kullanarak geleceğe yönelik hedeflerini
gerçekleştirmek için bulunduğu şartları başarılı yöneterek zenginlik ve istihdam üreten ve çevresine
karşı sosyal sorumluluğu taşıyacak kişi olarak tanımlayabiliriz.

Girişimciliğin Tarihi Gelişimi

Orta çağda .ilk girişimciler modern anlamda ticari kapitalizmle ortaya çıkmıştır.Fenikeliler gibi
bölgede bulunan ihtiyaç mallarını bir başka bölgeye götürerek pazarlayan kişilerdir.Bu daha ilerde
ticari kapitalizm denen bir şekle dönüşmüştür.Ticari girişimciliğe tarihte örnek ipek yolu üzerinden
yapılan Çin’den gelip Doğu Türkistan ve Kırgızistan’dan geçerek Orta Asya memleketleri üzerinden
bir taraftan İran ve Türkiye’den diğer taraftan bugünkü Rusya’dan geçip Avrupa topraklarına kadar
uzanan ticaret yolları üzerinde yapılan ticari girişimcilik olmuştur.Çoğu zaman deve kervanları ile
yapılan ve bu yollar üzerinde çeşitli yapılar inşa edilmiş sayısız kervansaraylarda konaklayan bu ticari seferler doğunun mallarının batıya batının mallarının doğuya götürerek pazarları birbirine bağlayarak genişleyen pazarlar sayesinde üretimi teşvik edecek ilave istihdam imkanlarını getiriyordu.Ayrıca bu tür bölgeler ve kıtalar arasındaki ticaret ulaşım alanında da ve onun yan etkisi dolayısıyla istihdam imkanlarını da genişletiyordu.

Orta çağlardan modern kapitalizme geçerken kıtalararası ticaret yeni çok büyük bir katılım kazandı.Bu da kıtalararası ticarette deniz yollarının kullanılması ve deniz filoları ile nakliyattan önemli ölçüde

istihdamın genişlemesine sebep oldu. Bunun en canlı örneği İngiltere’deki sanayi inkılabı ile beraber teksti ürünlerinin diğer yeni keşfedilen ülkelere taşınması ve bu gemilerin geri dönüşlerinde hammadde lerle birlikte o ülkelerin ürünlerini ekonomisi büyüyen Avrupa’ya taşınması suretiyle olmuştur.

-Ticari kapitalizmden sanayi inkılabına geçişle sermaye yatırımları büyük ölçekteki üretim
alanlarına kaymıştır.Nüfus artışı üretim sahaları etrafında toplanmış ve vasıflı vasıfsız herkes bu
alanda istihdam edilmiştir.Kitle üretim tarzı büyük iş ve istihdam sahaları açılmıştır.Bu sürecin
1960’lara kadar önemini koruduğunu belirtmekte yarar vardır.

Finans kapitalizmi sürecinde istihdamın genişlemesi ve ticari kapitalizm ile birlikte endüstri
kapitalizminin milli ve milletlerarası pazarlarda hakim olması sonucunda girişimciler yeni yatırım ve
dağıtım teşebbüslerini gerçekleştirebilecek ilave ve büyük çapta krediye ihtiyaç duymuşlardı.Finans
sektörü bankacılık ve borsa alanında büyük genişlemeler gerçekleşmiştir.Bu ise mali konularda vasıflı insan gücüne ihtiyaç göstermiş ve bu tür işgücü piyasasında istihdam imkanlarını artırmıştır.

Girişimciliğin Önemini Artıran Sebepler

Girişimcilik ve Ekonomik Büyüme:Karşılıklı Etkileşim
Savaş sonrası özellikle gelişmiş ülkelerde olağanüstü büyümeyi motive eden savaşların yol açtığı
yaralar ve yeni bir ekonomik düzeni inşa arayışları olmuştur.Ekonomik büyüme ile güçlü bir sosyal
sistem kurulmuştur.Bu da ekonomik büyümede istikrarın sürdürülmesini sağlamıştır.Ne var ki ekonomik büyümede petrol şokları başta olmak üzere yaşanan düşüşler, mevcut yatırımların azalması sermayenin yeni üretim alanlarına kaymasına yol açmıştır Sermayenin hareket alanının genişlemesi teknoloji kullanımını artırmış ve yaygınlaştırmıştır.İletişim ve ulaşım teknolojileri alanındaki gelişmeler üretim kalıplarını değiştirmiş ve üretim sürecini küçültmüştür.Bu gelişmeler niteliği artan işgücünün, atıl olan istihdamın ve küçük işletmelerin hareket alanlarını genişletmiştir.Yapısal özellikleri bakımından yeni üretim düzenine esnek yapılarıyla kolay uyum sağlayan firmalar, ekonominin yeni gücü olmuştur. Yeni bir girişimci olarak küçük firmaların büyüme sebeplerini şöyle sıralamak mümkündür: Üretim tarzının değişmesi. Üretimde teknoloji kullanımın yaygınlaşması ile fırsat maliyetlerindeki düşüşler yeni küçük firmaların piyasaya girişini kolaylaştır mıştır. Dış kaynak kullanımı(outsourcing) ve küçülme(downsizing)ile küçük firmalar, taşeron şirketleri bunun somut örnekleridir,
ii. 1960’lardan beri büyük firmalar imalat ve yapı sanayiinden küçülerek hizmetler sektörüne kayması, iii. Gelir artışı insanların ihtiyaçlarını da değiştirmiştir; tüketicilerin seçici davranarak standartlaşmış ürünlerden ziyade farklı ve yeni tasarlanmış ürünlere yönelmesi.(Henrekson, 2005:441)
1980 den sonra ABD’de yeni işlerin büyük bir kısmını yeni küçük firmaların üretmesi onların
önemini ortaya koymaktadır.Yeni teşebbüsler, ekonomik gelişmeyi yeniliklerle desteklemekte, vergi
gelirlerini artırmakta, sosyal gelişmeye katkı sağlamaktadır.Ekonominin uzun dönemde sağlıklı
işleyişi ve ekonomik büyümede istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmaktadır.(Courter,2000:13)
Ek Tablo.1de yeni kurulan(42 aylık geçmişi olan) firmaların iş üretme potansiyeli
gösterilmektedir.Yeni işlerin çoğu Kuzey Amerika ülkelerinde üretilmektedir.İş üretme kapasitesi en
düşük bölge Afrika, Latin Amerika ve gelişmekte olan Asya bölgeleridir.
Girişimciler piyasalara hareketlilik kazandırarak rekabetin sağlıklı işleyişi ve verimlik artışlarıyla
ekonomik büyümenin istikrarlı bir şekilde sürdürülmesine katkıda bulunmaktadırlar. (TİSK,AB: 8) Bu
da ekonominin rekabet gücünü artırmanın yanında haksız rekabeti ve tekelleşmeyi önleyici bir işlev
görmektedir.
“1990 lı yıllarda hızla büyüyen firmalar istihdam yaratılmasına önemli katkılarda bulunmuştur.
Örneğin Hollanda ‘da 1994-98 arasında hızla büyüyen firmaların %8i mevcut işletmeler arasında
istihdam artışının %60’ını gerçekleştirmiştir.ABD’de hızlı büyüme kaydeden 350bin firma, 1993-96
yılları arasında tüm yeni işletmelerin üçte ikisini yaratmıştır. GSYİH’ndeki büyüme, pek çok başka
faktörden etkilense de araştırmalar girişimciliğin ekonomik büyümeye olumlu katkıda bulunduğunu
göstermektedir.”(TİSK, 2004:8)

İş Bulma Olanaklarının Çoğalması

İleri teknolojinin üretimde uygulanması ile üretim tarzı değişmiştir.İnsan gücünün yerine
teknolojinin kullanılması gelişmiş ülkelerde arizi(geçici) işsizliği artırmaktadır.Ekonomik büyümede
istikrarın sağlanması ile işini kaybedenler ve kısmen iş arayanlar iş piyasası tarafından emilmektedir.
Yeni işletmelerin piyasaya artan katılımı ve yaygınlaşması işsiz sayısını artıran mevcut yapıyı ortadan kaldırmakta ve yeniliğin istihdam edildiği alanlarda işgücünün iş bulma olanaklarını artırmaktadır.
ABD’de bireysel inisiyatiflerin güçlü olması ve desteklenmesi, buna uygun eğitim sistemi ve
gevşek sosyal sistemi ile yeni işletmelerin kurulmasına uygun bir alan olmaktadır. Nitekim ABD’de
yeni işlerin tamamına yakını piyasaya yeni giren işletmeler tarafından gerçekleştirilmiştir.Bu işletmeler küçük ve yeni olmaları sebepleriyle konjonktürel dalgalanmalarda istihdam dengesini korumakta,
rekabet gücünün gelişmesi kalite ve verimlikteki artışların işsizliği tetiklemesini önlemektedir.
Bölgelerarası Dengesizliklerin Ortadan Kaldırılmasına Katkıda Bulunmak
Bölgelerarası dengesizlik ve gelişmiş farkları yalnızca gelişmekte olan ülkelerin sorunları
değildir.Bu ülkelerde altyapı yatırımlarının gelişmeye ve büyümeye elverişli olması sermayenin bu
bölgelerin sermaye için cazip hale getirilmesiyle çözülmesi mümkündür.Hükümetlerin işsizlik ve
yoksullukla mücadeleyi bir ülke politikası haline getirmeleri(Avrupa’da AB İstihdam Stratejisi)
sorunun çözümündeki bir kararlılık ve mücadele stratejisini oluşturmuştur.İtalya ve İspanya’da
gelişmemiş yöreler Avrupa Sosyal Fonu ve Avrupa Yatırım Bankası tarafından sağlanan yardımlarla
aktif istihdam ve geliştirme programları desteklenmiştir.Bu yardımların AB’ ın yeni üyeleri ve aday
ülkelere de sağlanması ve sürdürülmesi planlanmaktadır.

Gelişen ülkelerde devletin özelleştirme çalışmaları ve geri kalmış bölgelerin sermaye için cazip
olmayışı büyük bir yatırım ve istihdam boşluğu oluşturmaktadır.Nüfusun metropol şehirlere ve büyük yerleşim alanlarına kayması bölgesel gelişmeyi olumsuz etkilemektedir.Bu da bu bölgelerde yaşayan nsanlar ve sermaye için yaşamsal alan olmaktan çıktığını göstermektedir.

Gelişen ülkelerde devlet ve BM başta olmak üzere uluslararası kuruşlar iç ve dış göçü önlemek,
yoksulluğun önüne geçek için geri kalmış bölgeleri canlandırmayı çözüm için yegane çare olarak
görmektedirler.Gelişen ülkelerde bölgelerarası dengesizliğin önlenmesi yeni yatırımların yapılması ile
mümkündür.Bu ülkelerde uluslar arası kuruluşların ve devletin destek ve teşvikleriyle altyapı
yatırımları yapılmaktadır. Kalkınma öncelikli ve özel nüfus gruplarını kapsayan istihdam
programlarının sayısı artmaktadır.Türkiye de 1980’li yıllardan sonra ücret, istihdam ve teşvik
politikalarıyla geri kalmış bölgelerdeki yatırımları desteklemektedir.Bu bölgelerde yeni üniversiteler
kurulmakta , belediyelere ayrılan kaynaklar artmakta ve kurulan serbest bölgelerin sayısı
artmaktadır.Organize sanayi bölgeleri, GAP, DAP gibi projeler, yeni iş ve iş istihdam sahaları
açılmasını sağlamıştır.Hindistan’da bölgesel gelişme stratejileri uygulanmaktadır.İşsizlik sorununu
çözmek ve istihdamı artırmak için farklı stratejiler uygulamaktadır.Çin’de organize sanayi bölgeleri
köylere yakın kurulmaktadır.Bürokratik sürecin azaltılması ve finansman desteklerinin
çeşitlendirilmesi ile yeni işletmeler kurulmakta ve göçün bir ölçüde önlenmesi mümkün olmaktadır.
Refah Artışı ve Gelir Eşitsizliğinin Ortadan Kaldırılması
Yeni işletmelerin kurulması ile birlikte iş bulma olanaklarının artışı ekonomik ve sosyal gelişmeyi desteklemiştir.Ekonomik büyümenin olumsuz etkilerini azaltmaktadır.Bireylerin refahındaki
azalma ve işsizlerin iş bulma ümidini kaybetmesi onları iş kurmaya zorlamıştır.Hükümetler ekonomik
durgunluğun büyümeye dönüşmesi için eğitim ve girişimcilik politikaları, özelleştirme politikaları ile
girişimcilerin önünü açmıştır.Girişimcilik iş kurma ile bireylerin yoksulluğa düşmesi ve sosyal
dışlama tehlikelerinin toplumu tehdit etmesini önlemektedir.
ABD birey eksenli refah anlayışının güçlü olması, beyin göçü için cazibe merkezi olması, sermayenin ve işgücünün hareketliliği ve niteliği, girişimciliği ABD’ liler için çekici kılmaktadır.
ABD’de girişimci sayısının artması ile küresel gelişmelerdeki başta şiddetli rekabet olmak üzere
işsizlik oranın 0.5 artması işsizlerin istihdam için daha çok iş kurmayı tercih ettiklerini
göstermektedir. Her halükarda ABD’ lilerin zenginliğe önem vermeleri onların refahtaki değişime ne
kadar duyarlı olduğunu göstermektedir.Avrupa’da sosyal sistemin güçlü olması ve sosyal refah
anlayışı etkin olduğu için bireyler bağımlı çalışmayı daha çok tercih etmektedir.
Girişimci Kültürünün Benimsenmesi ve Yaygınlaşması
Schumpeter’in teorisine göre girişimcilik kapitalist toplumlarda gelişmiştir.Girişimciliği bir
meslek grubu ve çeşitli sınıfların davranışı olarak tanımlamak hatalı bir yaklaşımdır.(İraz, 2005: 233)
Girişimciliğin bilgi toplumunda değişen rolü sanayi toplumundaki sınıf kavramı önemini
kaybetmiştir.Bugün girişimcilik insanların bağımlılık kültüründen uzaklaşıp bireysel zenginliklerinin
özgürlüğüne kavuştuğu bir çalışma şekli ve gelişme süreci olmaktadır.Bireylerin kendilerini gerçekleştirme ve bağımsızlık gibi daha yüksek ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Eğitim sisteminde fırsat eşitliğinin sağlanması ve işgücünün nitelik yönünün zenginleştirilmesine önem verilmesi girişimcilerin
sayısını artırmıştır.Araştırmalar, eğitim seviyesi ile girişimcilik arasındaki güçlü bir ilişkinin varlığı
konusunda net bir fikir ortaya çıkarmıştır.Ancak şunu söylemek mümkündür.Gelişmiş ülkelerde
başarılı girişimci örnekleri, işgücünün kalitesi entelektüel sermaye zenginliği girişimci kültürü
zenginliği meydana getirmektedir.
Gelişen ülkelerde okur yazar ve üniversiteli işsizler, diplomalı eğitimin iş kurmaya yetmediğini
göstermektedir.Bu ülkelerde nüfusun kalitesi gelişmenin önündeki engellerden birisidir.Zengin ve
okullu diye grupların oluşu bu kanaati güçlendirmektedir. Söz konusu ülkelerde demokrasinin
gelişmediğini ekonomik ve sosyal kalkınma bakımında dikey bir yapıda olduğunu ayrıca ifade
etmekte fayda vardır.
Bireylerin rollerindeki farklılıklar, yaşam algılayışları ve hayata bakış anlayışları girişimci yeteneklerinin gelişmesini etkilemektedir.Bilgi toplumundaki gelişmeler, bireyin daha fazla sorumluluk
alması, yatay toplum karakteri bu ülkelerde girişimciliğin benimsenmesini sağlamıştır.




BİR İSTİHDAM POLİTİKASI OLARAK GİRİŞİMCİLİK

Girişimciliğin Değişen Anlamı ve Girişimciliğin İstihdama Etkileri

Yeni Girişimcilik Kavramı

1999 yılında 10 ülkenin katılımıyla kurulan Global Entrepreneurship Monitor (GEM)
Girişimciliği, kendi işine sahip olanlar/çalışanlar (self-empleyed) gibi yeni bir girişime kalkışma veya
yeni bir iş meydana getirme, birey veya bireylerden oluşan gruplarla mevcut işi geliştirme veya
işletme kurma olarak tanımlanmaktadır. Geleneksel ekonomik büyüme analizi ekonomik büyüme
büyük şirketlerin yatırımlarına bağlamakta ve küçük ve yeni firmaların rolünü reddetmektedir.GEM’e
çok yönlü bir bakış açısıyla bütün işletmeleri ekonomik güçlerine bakmaksızın ekonomik büyümedeki
oynadıkları rolü önemsemektedir.Küçük firmalar, yenilik meydana getirmekte, rekabet ve verimliliğe
etkinlik kazandırmaktadır.(Minniti ve Autio,2005:14)
Girişimcilik işsizliğin olumsuz etkilerini azaltmakta ve ümitsizliği ortadan kaldırmaktadır.Bu da
beşeri sermayenin girişimci yeteneğini ortaya koyarak yeni firmalar kurmasını etkilemektedir.
Ekonomide fırsat maliyetlerindeki düşüşler yeni firmaların piyasaya girişini çekici kılmaktadır.
(Audretsch ve diğerleri,2000:2)

Bilgi toplumunda girişimciliğin anlamı değişirken girişimcinin rolü önemli hale gelmiştir.
Ekonomik büyüme için alternatifler çoğalmıştır.Girişimcilik artık yenilik, rekabet, verimlilik, kalite ve
istihdam kavramlarıyla birlikte kullanılmaktadır.Dünya ekonomisinde bütünleşmesinde girişimciliğin
rolü artmaktadır. Girişimcilik ekonomik büyümeye katkı sağlarken başarıyla çevresini de motive
etmektedir.Dünyanın hemen her bölgesinde girişimcilik işsizliği ve yoksulluğu önleme politikası
olarak benimsenmiştir.Girişimcilik konusundaki kuruluşlar, programlar, araştırmalar, ulusal ve uluslar arası yardım ve destek politikaları bunun somut örnekleri olarak gösterilebilir.
Küresel Bir İstihdam Politikası Olarak Girişimcilik

Yapılan araştırmalar, G-7 başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde girişimcilik ile yıllık ekonomik
büyüme arasında güçlü bir ilişkinin mevcut olduğunu ortaya koymuştur.(Yeniçeri, 2005:445)ABD’ de
istihdam artışının tamamına yakınını yeni işletmeler tarafından üretilmiştir.ABD’de işsizlik son yılda
sadece %.0.6 artış göstermiştir.

Avrupa’da işsizliğin artması ve girişimci atılımların iş üretme potansiyelinden yaralanmak üzere
çaba sarf edildiğini göstermektedir.Ayrıca mevcut firmaların büyüme hedeflerinin gerçekleşmesini
desteklemek bir devlet politikası haline gelmiştir.

“1997 yılında istihdam ve sosyal politikası için Amsterdam Anlaşması kabul edilmiş ve 1999da
yürürlüğe girmiştir.İstihdam politikası ortak bir Avrupa görevidir.Bu anlaşmaya göre her üye kendi
istihdam politikasını kendisi belirlemeye devam edecek fakat bu istihdam politikasını ekonomik ve
sosyal alanları birleştiren eşgüdümlü bir Avrupa istihdam stratejisi içinde alacaktır. 20-21 Kasım 1997 tarihleri arasında toplanan olağanüstü Lüksemburg istihdam zirvesinde girişimcilik, daha küçük ve daha yenilikçi işletmelerin kurulmasının özendirilmesi ve vergi sisteminin daha istihdam yanlısı halegetirilmesi doğrultusundaki politikalar ve bu amaçla kullanılacak araçları kapsaması kararlardan birisidir.”(Palaz ve Masatçı, 2005:379-380)


AB Komisyonu 2000 yılında oluşturulan Lizbon stratejisi çerçevesinde Avrupa’da girişimciliğin
desteklenmesi ve geliştirilmesi amacıyla 2003 yılında girişimcilik konulu bir yeşil kitap hazırlamış- tır.Yeşil Kitap şu sonuca ulaşmaktadır:Avrupa Birliği’nin önündeki görev; girişimciliğin ve ticari
faaliyetlerin gelişebileceği bir ortam oluşturulmasında rol oynayacak ana faktörleri belirlemektir.
Alınacak politik önlemler, daha fazla girişimci üretmek ve daha fazla firmanın büyümesini
sağlamak için en uygun yaklaşımın benimsenmesiyle Avrupa Birliği’ndeki istihdam seviyelerini
yükseltmeyi amaçlamaktadır”(TİSK, 2004:11).”

Gelişen ülkelerde işsizliğin yapısal karakteri sorunu kronik hale getirmekte çözümü uzun dönem
yüksek ekonomik büyüme hedeflerinin gerçekleşmesine bağlı olmakta ve ekonomik ve sosyal
maliyetleri daha ağırlaştırmaktadır.İşsizlik sorununun girişimcilik altyapısı güçlendirilmeden ve bir
istihdam stratejisi olmadan çözülmesi mümkündür.Ekonomik büyüme hedeflerinin gerçekleşmesi kafi değildir, uluslar arası istihdam stratejileri içinde uluslar arası finansman ve ar-ge destekleriyle tehdit edici bir sorun olmaktan çıkarılması mümkündür.

Gelişen ülkelerde ekonomik büyüme hedefi gerçekleşse dahi işsizlik tehdit olmaya devam etmektedir. Bunun birçok sebebi bulunmaktadır.Ancak işsizliğin uzun süre tehdit olmaya devam etmesi,işsizlik oranındaki artış, kayıt dışı ekonomi ve istihdam sorunun yapısal karakterli olduğunu göstermektedir.İşsizliği artıran diğer sebepler teknolojinin kullanımındaki artış ve verimlik artışları olmaktadır. Nüfusun büyük bir kısmı (30-50) tarımla uğraşmakta ve istihdam daha çok imalat sanayiinde  yoğunlaşmaktadır.Halbuki gelişmiş ülkelerde yatırımlar genellikle hizmetler sektörüne yönelmektedir.

Gelişen ülkelerde bölgelerarası dengesizlik altyapı yatırımlarının yetersiz olduğu fikrini güçlendirmektedir.Bürokratik yapının güçlü olması ve yerel kuruşların karar alma mekanizmalarında etkisi kalması bölgesel altyapının oluşmasını engellemektedir.Bu bölgelerde merkezi bütçeden ayrılan kaynaklar yetersizdir. Girişimcilik altyapısını oluşturan enerji, ulaşım ve haberleşme, bankacılık ve fiziki çevre alanları gibi alanlar gelişmemiştir.Bu olumsuzluklara rağmen gelişen ülkeler girişimcilik politikasını benimsemişlerdir.Ancak bunun için stratejileri ve politika seçeneklerini henüz oluşturamamışlardır.Türkiye’nin mevcut bir istihdam stratejisi bulunmamaktadır.Beş yıllık kalkınma planlarında istihdam hedefleri tayin edilmekte, ancak ciddi bir istihdam politikası bulunmamaktadır.Gelişen ülkelerde sosyal maliyetlerin düşük olması dolayısıyla yatırım alanları bakımından cazip faktörler olduğu yönündeki fikirler net değildir.Bu itibarla hükümetlerin yabancı sermayeyi çekmekten ziyade girişimciliği desteklemeleri daha gerçekçi bir politikadır.


Türkiye

Gelişen ülkelerin en büyük sorunlarından biri işsizliktir.Bununla mücadele etmenin en sağlıklı
yönü bireylerin kendi işlerini kurmalarından geçmektedir. Türkiye’de nüfus artış hızı oranı düşmesine
rağmen OECD ülkeleri arasında 2000 yılı rakamlarına %1.5 oranı ile birinci sıradaki yerini
korumaktadır..Çalışma çağındaki 15-64 yaş grubundaki nüfusun 2000 yılındaki istihdam oranı
%45dir.2001 yılında İşgücüne katılma oranı(İKO) 50.6 olarak kaydedilmiştir.1989 yılında %0.3
büyüme hızına karşılık istihdam artış hızı 2.6 artarken 1990 yılında % 9.3 büyüme hızı ile ancak %1.7 istihdam artışı gerçekleşmiştir.GSYİH, (GDP) 2000yılında %7.2 büyürken istihdam artışının %3.8 azalması ilginçtir.Bunu takip eden 2001 yılında GSYİH da %7.4 küçülürken istihdamdaki azalma 0.3 de kalmıştır.(Auer ve Popova, 2003:4)


Türkiye 2003 yılındaki %10.3 işsizlik oranı ile OECD ülkeleri içinde 4.sıradadır(Polonya %19.6,
Slovakya %17.5, İspanya %11.3, OECD ortalaması %%6.9) İşsizler içinde genç nüfustaki %20.3 oranı ile OECD ülkeleri içinde yüksek orana sahip ülkelerden birisidir.(OECD ortalaması, %13.)(UNDP, HDR,2005:288)

Türkiye’de işsizlik oranı 2006 Şubat Hane Halkı İşgücü Araştırma Sonuçlarına göre 11.9a
yükselmiştir.(Tablo.2)Tarımsal istihdamın azalmasıyla tarım dışı işsizlik 14.8 olarak gerçekleşmiştir.
Yukarıda sayılan sorunların çözümü Türkiye gibi mobilitesi yüksek ve inişlere rağmen gelişen
ülkeler arasında göze batan bir büyüme performansına sahip ülke için zor değildir.Türkiye cazip
yatırım alanları ve gelişmiş altyapısı ile proje üreten ve bunu satabilen bir ülke olmuştur.Ancak
gelişme ve büyümenin yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir.Küresel gelişmeler bütün dünyayı etkilediği gibi Türkiye’yi de yakından ilgilendirmektedir.

Türkiye’de son yıllarda yeni kurulan işletmelerin sayısı artmıştır. Türkiye’de büyük firmalar
gelişmiş ülkelerde olduğu gibi hizmet sektörlerine yönelmişlerdir.Yapılan araştırmalar, imalat
sanayiinde KOBİ sayısının toplam işletmelerin %98ini oluşturduğunu ortaya koymuştur.Buna rağmen ihracattaki payları %8 civarındadır. Bu oran 2000 yılı rakamlarına göre OECD üyesi ülkelerin
ihracatlarında %26 Asya ülkelerinin ihracatında 535 Almanya’da %31 ABD’de %32, Japonya’da %38
Hindistan’da %40 civarındadır.(Çelik,2005:396)

KOBİ lerin işgücü sağlama ve yeni iş yaratma fonksiyonunun önemini ve büyüklüğünü çeşitli
ülkelerdeki istatistiki araştırmalar da açıklıkla ortaya koymuştur.Örneğin ABD’de KOBİ
işletmelerinin toplamı işgücü içindeki payı%58 iken, bu oran AB için %67 Türkiye için %77 şeklinde
gerçekleşmektedir.(İraz, 2003:232-233)

GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Girişimciliğin yaygınlaşması ilave iş ve istihdam alanları genişlemektedir. Ekonomideki dalgalanmalar piyasada yeniliklerle iş üretilmesi sayesinde ekonomideki büyüme ve refahtaki artış sürdürülmektedir.Ne var ki dünyanın her bölgesinde gelişme ve büyüme eşanlı yürütülememektedir. Bu da refah artışının zengin ülkeler lehine gelişmesine sebep olmaktadır.Ekonomik bütünleşme firmaların ve teşebbüslerin hareket alanını genişletmesi olumlu bir gelişmedir.Ekonomide küresel liberalleşme yatırımların alanların çeşitlendiği ve çekici olduğu bölgelerde firmaların ve şirketlerin çevreye karşı sorumluluklarını artırmaktadır.Özelleştirme ve küçülme politikaları devletin piyasadaki rolünü değiş- tirirken sorumluluk ve çevreye duyarlılık açısından yeni boşluklar ortaya çıkarmıştır.Girişimcilerden devletin sorumluluğunu üstlenmesi beklenmemeli ama ekonomik faaliyetin yayılması ve şiddetli rekabetin sebep olduğu tahribatı önleme bakımından sorumluluk almaları işletmelerin varlık sebeplerinden biri olarak kabul edilmelidir.

Girişimcilik bütün dünyada ekonomik büyümeyi sürdürmeyi sürdürecek refahın korunması, işsizlik tehlikesinin çözümü ve yoksulluğun yayılmasını önlemek için küresel bir politika aracı
olmaktadır. Hükümetlerin takip edeceği ulusal ve uluslararası stratejilerle ve yürüteceği programlarla kronik hale gelmiş sorunları çözmede kararlı olmaları gerekmektedir.Dünyadaki ülkelerin büyük bir çoğunluğu ulusal ve bölgesel ittifak stratejileriyle ciddi mesafeler kaydetmesi sevindirici ve diğer ülkelere örnek olmuştur.

Girişimciliğin yaygınlaşması ve refah artışını sağlaması için alınması gereken tedbirler
vardır.Birçok ülkede uygulanan ve örnek olarak kabul edilmesi gereken istihdam politikası araçlarını
şu şekilde sıralamak mümkündür.

1. Hükümetlerin istihdamı çözmek için bir strateji oluşturmaları gerekmektedir.Bunun için kısa
orta ve uzun vadeli hedefler belirlenmelidir.İstihdam politikalarından ve araçlarından herkesin
haberdar olması sağlanmalıdır.

2. Metropol kentlere nüfus akışını engellemek için bölgesel kalkınma stratejileri belirlenmeli ve
uygun projeler desteklenmelidir.

3. Yatırım maliyetleri azaltılmalı ve istihdam teşvik edilmelidir.Bunun için işletmelerin ilk
yıllarındaki vergi ve prim ödemeleri merkezi bütçeden karşılanmalıdır.Özel olarak korunması gereken nüfus gruplarının istihdam edilmeleri desteklenmelidir.

4. Eğitim sisteminde fırsat eşitliği sağlanmalı ve insanların iş kurmasına yönelik aktif istihdam
politikaları meslek edinmeleri sağlanmalıdır.

5. Son olarak şirket kurmanın önündeki idari maliyetler ve bürokratik engeller ortadan
kaldırılmalıdır.ABD’de yeni bir işletme 500$ ile ve bir haftada kurulurken, AB üyesi ülkelerde
ortalama olarak 15 günde 1500-2000$ ile kurulabilmektedir.Türkiye’de bu rakamlar 500YTL ve 10
gün olarak sayılabilir.
KAYNAKÇA
Audretsch ve ö.2006. Does Self Employment Reduce Unemployment?, Jena:MaxPlanck