Bugün "Uluslararası İnsani Dayanışma Günü"

20.12.2018 09:12 Unutulan insani değerleri en azından senede bir kez analım diye yola çıkılmış anlaşılan. Ulusların ilişkileri barışı konuşmak yerine çıkar amaçlı çatışmalara dönüşmüş. İçerde durum pek farklı değil; ulusun çıkarı ve kamu yararı kavramları rantın her türlüsüyle yer değiştirmiş.
İnsani dayanışma nedir, bunu geçtiğimiz cumartesi günü İstanbul'daki büyük buluşmada gördük!Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, halkıyla buluştu. Manzara şu: İnsanlarımız, Haydar Hocanın şahsında sevgi yumağına dönüşmüş; bu tablo hem de Mevlâna haftasında O'nun yüceliğine yaraşır yerini almış…Bir yerde birlik ve beraberlik adına dayanışma örneği yaşanırken ve barış konuşulurken bir başka yer Milletin kürsüsü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, o kürsüye yakışmayacak küfürlü sözlerin havada uçuştuğu bir vitrin, utancımız olmuş.Hangi partiden olursa olsun ya da partisiz yurttaşlarımız o muhteşem buluşmada, sosyal ağları ile birlikte BTP ve liderinin sevgi ağlarında tek yürek olmuşlar, "Barış hemen şimdi" sözleri duaya dönüşürken, Haydar Baş'ın bir büyük sosyal barış projesi ve başyapıtı "Hoş Geldin Atatürk", adeta barış dualarının kabul edildiğini müjdeliyordu.Bir içli sevap müjdesiyle yaşaran gözlere bakıyorum;Hocamızın eseri çok emek verilerek, titiz bir çalışma ile hazırlanmış, belgelere ve tarihe tanıklık etmiş dürüst insanların beyanlarına dayanması yönüyle bir bilim eseri; akıcı üslûbu ve Atatürk'ün bilinmeyen yönlerini ya da belli kesimlerin örtmek istedikleri hasletlerini özgün bir yaklaşımla bir bir ortaya çıkarırken gösterilen maharet, eserin aynı zamanda edebiyat ve estetik boyutlarını da adeta bir sanat eseri olarak algılamamıza neden olduğunu düşünüyorum. Bu, benim yarım asrı aşkın sanat eğitimi veren kurum ve kurumlardaki tecrübelerimden süzülüp gelen bir yorumdur.İşte, Hocamızın bu sanatının ağlattığı gözlerde bile biraz sanat vardı. Bilim, edebiyat ve sanat potasında kaynaşmış insanların dayanışmasında ise bambaşka bir farklılık, eserin bir toplumsal barış projesinden öteye bir farkındalık projesi olduğunu da gözler önüne seriyordu. Bu tablonun içinde yer alıp, en kıymetli anın bu an olduğu heyecan ve mutluluğunun sürüp gitmesini istiyorsak, bilge liderimizin gösterdiği yoldan yürümemiz, tabii "yoldan çıkmadan", yolculukların en güzeli olacaktır.Habil ile Kabil kavgasının, Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı'nın, Soğuk Savaş'ın, Kürt sorununun, başörtüsü meselesinin, nükleer silah anlaşmazlığının ve basit bir sokak tartışmasının ortak paydası nedir? Yazımızın başında genel bir yaklaşımla "çıkar çatışması" demiştik. Basit bir fikir ayrılığından savaşlara kadar geniş bir eylem ve durum yelpazesini kapsayan çatışma, hayatımızın bir parçası olmuş adeta. Her gün yaşadığımız pek çok çatışmanın bir kısmını çözer, bir kısmıyla da yaşamaya devam ederiz.Ülkemizdeki durum oldukça garip! Bazı çatışmalar çözülme sürecine girerken yeniden çatışmaya dönüşmektedir. Anlaşılan, sorun üretenler çözüm üretemiyorlar. Dünyada çatışma yönetiminin barışçıl yöntemleri kısmen de olsa yaygınlaşırken, her sorununu çatışmaya dönüştürme becerisini gösteren ülkemizde barışa sırt çevrilmiştir.İşin bu kertesinde şunu sormamız gerekiyor: Barış kültürel mi, yoksa öğrenilen bir şey midir?Cevabımız barışın bir uzlaşma kültürü olduğudur. Ancak eğitim de bu kültürü oluşturan önemli bir etkendir. Aslında sorunun yanıtı, tek başına bir insan hakları kürsüsü olan Haydar Baş'tadır.İnsani dayanışmanın bizde ve evrensel düzeyde yaygınlaşarak gerçekleşmesi dileğiyle…