Bilinmeyen ile bilinmeyeni Bulmak,

12.03.2019 11:03 Pi Sayısı Etkinlikleri Kapsamında, matematiğin sırları ;Dünya bilim adamlarının, uzun yıllar süren araştırmalar sonucu elde ettikleri sonsuz ilintilerin, yaratılışın sırları karşısında küçük bir başlangıç noktası olduğunda ve bunun ardından sonsuz sırların var olduğunda ve her yeni bir keşfin insanoğluna sayısızca meçhulleri çıkaracağında hiç bir kuşkuları yoktur.

Cebir'in isim babası ;Horasanlı Câbir kapıdan çıkarken, İmam Câfer-i Sâdık Hazretleri: 

— Gel, gel diyor. Bir insanda bu kadar güzellik, saflık olmaz ki, diyor. Buraya gel diyerek karşısına oturtuyor. Ben sana şimdiye kadar kimseye öğretmediğim bir ilmi öğreteceğim. Bu ilmin ismini de senin ismini koyacağım diyor. Ondan sonra Horasanlı Câbir'e cebir öğretiyor. Bu ilmin ismini de onun ismine kıyâsen El Câbiriye koyalım diyor.. Siz nasıl emrederseniz hocam.. Bildiğimiz cebirin, cebir ilminin bütün detaylarını Horasanlı Câbir'e anlattı. O da bunları sadık bir şekilde kitap halinde topladı.

Ne çâre ki o zaman, kendisinin bu üstün bilgisini hiç kimse anlamadığı için, bütün bilim adamı geçinenler sihir yapıyor, büyü yapıyor diye karşılamış ve onun Mekke'de, Medine'de ve hatta Bağdat'ta yerleşmesini engellemişlerdir. Kendisini Horasan'a zor atmıştır. Yine yokluk devam etmiştir.

Bugün seyrettiğimiz televizyonun dalga harekâtında, bindiğimiz arabanın motorunda, Horasanlı Câbir'in ilmi vardır ama o yine sefâlet içerisinde dünyasını değiştirmiştir. Çünkü İmam Câfer-i Sâdık Hazretleri çok enteresan bir şey yapmıştır. Bu ilmi, ona öğrettikten ve kitap hâline getirmesini söyledikten sonra, mânâ ilimlerini de öğretmiştir. Horasanlı Câbir mânâ ilimlerini öğrendiği için dünyaya rağbet edemez olmuştur. Artık parayla namaz kıldırmak yahut parayla ibadet öğretmek onun hudutlarının dışına taşmıştır. O tekrar annesiyle beraber kuru ekmeği, o büyük ilahî nimet, suyun ve tuzun sırrı içerisinde nimet-i İlâhîyi paylaşmıştır.

Horasanlı Câbir'in, El Câbiriye ismindeki kitabını gördüm. O kitap ancak Bakan emriyle görülecek kitaplar dairesindedir. Çünkü yeryüzünde tek nüshadır. Hz. Câfer öyle bir ilim vermiştir ki, kendisine hayran olmamak elde değildir. Câfer-i Sâdık Hazretlerini ancak böyle anlayabilirsiniz. Bundan 1300–1400 sene evvel gelmiş, yaşamış, bütün iki dereceli denklemlerin formüllerini Horasanlı Câbir'e yazdırmıştır. Bu nasıl olabilir? İnsan beyniyle, insan aklıyla izâh edilemez. Bu ancak Fahr-i Kâinat Efendimizin gelmesini müjdelediği, "Büyük bir bilim yıldızı gelecektir" diye önceden müjdelediği, sır ile izah edilebilir. Horasanlı Câbir'in kitabı 1650–1700 arası, yani 16–17 asrın sonlarına doğru Fransız'ların eline geçmiş ve Paris Üniversitesinde ders kitabı olarak okunmuş, Cebir dediğimiz ilim böylece bilim laboratuarına yahut da bilim sahnesine aksetmiştir. Bundan önceki geometri, aritmetik gibi ilimler, eski Mısır'dan hatta Sümerlerden beri biliniyordu ama bu bilimlerin teknolojiye vereceği bir katkı yoktu. Çünkü teknoloji bilinmeyenleri bularak elde edilmiş bir fizik ihtişamıdır. Yani teknoloji dediğimiz şeylere bugün herkes hayran hayran bakıyor ama bunların hepsi cebir ilminin sırrı içerisinde toplanmıştır. Dolayısıyla, Câfer-i Sâdık Hazretlerinin yeryüzüne hediye ettiği cebir vasıtasıyla, kitap ulaştırdığı ve o kitabın da 1600 yıllarından sonra Avrupa'da intişar etmesi, Avrupa'da teknolojinin başlamasına sebep olmuştur. Fiziğin temeli kesinlikle cebirdir, kesinlikle geometri değildir.

Bu bilimi vermiş olmak demek, insanların kafasına yeni bir merhale getirmiş olmak demektir. Çünkü iki bilinme¬yenli denklemi çözmek, ikinci ve üçüncü derecedeki denklemleri çözebilmek, insan aklına bir merhaledir. Nitekim Câfer-i Sâdık Hazretleri Hz. Ali Efendimizin emrine uygun olarak, riyâzi ilimlerin, matematik ilimlerinin üç kademede olduğunu gösterdi. Birinci kademesi Matematik dediğimiz sayısal matematik. Rakamları toplamak, çıkarmak, bölmek, karesini, karekökünü almak gibi tamamen sayısal işlemler. Dünya aşağı yukarı 5000 senedir nispeten beceriyor... İkinci ilim dalı da: Bilinenler vasıtasıyla bilinmeyenleri bulmak. Bu da bir ilimdir. İsmini o zaman Câbir diye koymamış ama torununun oğlu Hz.Câfer-i Sâdık, dedelerinden aldığı bu sır içerisinde İlm-i Cebiri bulmuş ve Câbir’in ismine izâfeten El-Câbiriye şeklinde bütün dünyanın istifadesine sunmuştur. Hz. Ali Efendimiz, üçüncü ilmin sırrıyla, İlm-i Cefirin anlatılmasına müsaade etmemiştir. Kendisi böyle bir ilmin insan zihnini darmadağın edeceğini biliyordu. Çünkü bu üçüncü ilim dalından bilinmeyenler vasıtasıyla bilinmeyenleri bulmak ki, insanın kafası evvelâ bu tanıma karşı çıkar. Bilinmeyenle, bilinmeyen nasıl bulunur? Hadi bilinenlerle bilinmeyenleri bulalım, cebir dediğimiz ikinci merdiven ama üçüncü merdivende bilinmeyenle bilinmeyeni bulmak hikmeti, bunu açıklamayacağını söylemiştir Hz. Ali Efendimiz.


Bu bilimi vermiş olmak demek, insanların kafasına yeni bir merhale getirmiş olmak demektir. Çünkü iki bilinme¬yenli denklemi çözmek, ikinci ve üçüncü derecedeki denklemleri çözebilmek, insan aklına bir merhaledir. Nitekim Câfer-i Sâdık Hazretleri Hz. Ali Efendimizin emrine uygun olarak, riyâzi ilimlerin, matematik ilimlerinin üç kademede olduğunu gösterdi. Birinci kademesi Matematik dediğimiz sayısal matematik. Rakamları toplamak, çıkarmak, bölmek, karesini, karekökünü almak gibi tamamen sayısal işlemler. Dünya aşağı yukarı 5000 senedir nispeten beceriyor... İkinci ilim dalı da: Bilinenler vasıtasıyla bilinmeyenleri bulmak. Bu da bir ilimdir. İsmini o zaman Câbir diye koymamış ama torununun oğlu Hz.Câfer-i Sâdık, dedelerinden aldığı bu sır içerisinde İlm-i Cebiri bulmuş ve Câbir’in ismine izâfeten El-Câbiriye şeklinde bütün dünyanın istifadesine sunmuştur. Hz. Ali Efendimiz, üçüncü ilmin sırrıyla, İlm-i Cefirin anlatılmasına müsaade etmemiştir. Kendisi böyle bir ilmin insan zihnini darmadağın edeceğini biliyordu. Çünkü bu üçüncü ilim dalından bilinmeyenler vasıtasıyla bilinmeyenleri bulmak ki, insanın kafası evvelâ bu tanıma karşı çıkar. Bilinmeyenle, bilinmeyen nasıl bulunur? Hadi bilinenlerle bilinmeyenleri bulalım, cebir dediğimiz ikinci merdiven ama üçüncü merdivende bilinmeyenle bilinmeyeni bulmak hikmeti, bunu açıklamayacağını söylemiştir Hz. Ali Efendimiz.

Zeki Kıran
ÇekmecedenHaber